• Dolar 4.8253
    Euro 5.6086
  • Gr Altın 188.81
    Bist 93002
  • 26° İstanbul

Son Haberler

Orkestrada mezuniyet coşkusu

Felçli vatandaşa yardım eli - Video Haber

‘Yeşildere Barajı büyük fayda sağlayacak'

‘Coşku ve heyecan kalbimizi titretti'

Yollar Büyükşehir ile güzelleşiyor

ADD genel başkanından Karacabey'e ziyaret

Beden ordusunun sultanı: KALP

 ‘Ey kalpleri çeviren (Allah’ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl.’ 

Tâbiûnun büyük âlimlerinden olan Şehr b. Havşeb anlatıyor: Allah Resûlü’nün ölümünden sonra onun dualarını merak ettim ve Müminlerin annesi Ümmü Seleme’ye giderek, “Ey müminlerin annesi! Allah Resûlü (sav) senin yanındayken en çok hangi duayı ederdi?” dedim. Ümmü Seleme,
“Onun çoğunlukla ettiği dua şuydu: ‘Ey kalpleri çeviren (Allah’ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl.’ Ben kendisine, ‘Ey Allah’ın Resûlü! ‘Ey kalpleri çeviren (Allah’ım)! Benim kalbimi dinin üzere sabit kıl.’ diye neden çok dua ediyorsun?’ dedim. Allah Resûlü şöyle buyurdu: ‘Ey Ümmü Seleme!
Hiçbir insan yoktur ki, kalbi Allah’ın iki parmağı arasında olmasın. O, dilediği (kulunun kalbi)ni istikamet üzere kılar, dilediğini ise saptırır.’”
      Böylece Allah Resûlü kalpler ile Allah arasında bir bağ olduğuna işaret etmektedir. Kuşkusuz kalplerdeki değişim, kulun iradesi ile Allah’ın iradesi arasındaki hassas bir dengeye bağlıdır. Bu durum Kur’an’ın, “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere, sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki, Allah kişi ile kalbi arasına girer. Bilin ki, onun huzurunda toplanacaksınız.” âyetiyle tam bir uygunluk göstermektedir. Âyette Allah ve Resûlü’nün çağrısı yani Kur’an ve sünnet, “hayatın kendisi” olarak ifade edilmiştir. Hayata yapılan çağrıda hayatın odağı olan kalbe en öncelikli görevin yüklenmiş olması şaşırtıcı değildir. Değişken bir yapıya sahip olan kalbin, Allah’ın yardımı olmaksızın hidayet üzerinde sebat etmesinin imkânsızlığını bilen Allah Resûlü’nün sürekli, “Ey kalpleri çeviren Rabbim, benim kalbimi dinin üzere sabit kıl.” diye dua etmesi, âdeta savaş meydanında inananların ayaklarını meleklerle sabit kılan Allah’ın, nefis ile olan mücadelede de müminin kalbini sebatkâr kılması içindir. Peygamberimiz kalbinin sebat ve kararlılık içinde olmasının yanı sıra Allah’tan, kalbini her an O’na itaat etmeye yöneltmesini de istemiştir. Allah Resûlü’nün zaman zaman, “Kalpleri evirip çeviren Allah adına yemin ederim.” şeklinde söze başlaması her işin kalpten varlık dünyasına yol bulduğunun bir işareti gibidir. Kalp, Allah Resûlü’nün başka hadislerine de konu olmuştur.

     Peygamber Efendimiz diğer bir hadisinde kalbin değişken yapısını tencerede kaynayan su benzetmesiyle açıklamaktadır: “Âdemoğlunun kalbi, (ateşin üzerindeki) tencere gibi kaynayan bir şeydir, sürekli değişir.” Kalp o kadar değişkendir ki Hz. Peygamber, “Benim kalbim de perdelenir ve ben her gün yüz defa Allah’tan bağışlanma dilerim.” demektedir.
      Maddî hayatımızın merkezî organı kalp, mânevî hayatımıza da yön veren bir kaynaktır. Bu iki hayat alanı birbirinden ayrı düşünülemez. Din dilinde kalp, imanın ve küfrün, sevginin ve nefretin, cesaretin ve korkaklığın, iyiliğin ve kötülüğün, kısaca bütün duyguların merkezidir. Haset, gazap ve nefret gibi kötü duygular kalpte bulunduğu gibi iman, Allah korkusu, hilm ve takva gibi birçok olumlu duygular da kalbe isnad edilmektedir. Marifet, yani Allah’ı bilmek ve tanımak da kalbin işidir.
Cebrail, Kur’an’ı Hz. Peygamber’in kalbine indirmiştir. Kalpte ilâhî güzellikler tecelli eder, insanın aklen kabul ettiği şeyler, iman ve ihsan boyasıyla boyanarak duygu boyutuna burada aktarılır. “Allah her kimi doğruya erdirmek isterse onun gönlünü İslâm’a açar.” âyetinin nüktesiyle bu hâl insanı
mekanik bir varlık olmaktan çıkararak onu olaylar karşısında ürperen, korku ve ümit sarmalı içinde gelgitler yaşayan bir varlık hâline dönüştürür. İnsan vücudunun mihenk noktası olan ve insanın hilkatinde bulunan dört özelliğin; vahşetin, behimî duyguların, şeytanî duyguların ve Rabbânî
duyguların beraberce hissedildiği kalp, büyük sûfîlerden Sehl et-Tüsterî’nin ifadesiyle arşın kürsîde bulunması gibi göğüslerde bütün vücuda hâkim bir noktada bulunur. Allah Resûlü, kalbin bu merkezî konumunu ikinci serlevhada yer alan şu hadisinde açıklar: “...Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o iyi (doğru ve düzgün) olursa bütün vücut iyi (doğru ve düzgün) olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.”
    Ebû Hüreyre kalbi, ordusunun başındaki bir sultana benzeterek tasvir etmiştir: “Kalp sultandır ve onun orduları vardır. Sultan iyi olursa askerleri de iyi olur. Sultan kötü olursa orduları da kötü olur. Kulaklar bu sultanın habercileridir. Gözler bekçileridir. Dil sultanın tercümanıdır. Eller kanatlarıdır.
Ayaklar postacılarıdır. Ciğer şefkat ve merhamet kaynağıdır. Dalak ve böbrekler (kendisine yönelen tehlikeleri bertaraf eden) tuzaklarıdır. Akciğer (hayatın kaynağı) nefestir. Sultan iyi olursa askerleri de iyi olur, sultan kötü olursa askerleri de kötü olur.”

      Yüce Allah insanların kalplerine nazar etmektedir. Hz. Peygamber bu hakikati şöyle ifade eder: “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” Bu şekilde Allah’ın kulun kalbini ölçü alması kişiyi gösterişten kurtaracağı gibi onu samimi davranışlara
yöneltecektir. Samimi davranışlara yönelebilmek için samimi bir kalbe ihtiyaç duyulacaktır.

       İnsan hem akıl ve kalp nimetine sahiptir hem de şeytan, nefis ve şehvet ile çetin bir imtihana tâbidir. Allah’ın nazargâhı kalp olduğu gibi şeytanın insana vesvese ve şüphe vermek için fırsat kolladığı yer de kalptir. Allah, kalbi yüceltmeyi amaçlarken, şeytan onu yıkmayı hedefler. İnsan gece uykusunda dahi şeytanın vesvesesiyle karşı karşıyadır. Aynı şekilde şeytan namazda da kalbi rahat bırakmaz, ona hiç aklında olmayan şeyleri hatırlatır ve zihnini meşgul etmeye çalışır. Bu şekilde şeytan, kişi ile kalbi arasına girmeye çalışarak onu Allah yolundan alıkoymak ister.

Sağlık

Yaz hamilelerine 9 altın öneri!

Sağlık

Yaz Aylarında Besin Zehirlenmelerine Dikkat

Sağlık

MİGREN AĞRILARININ ESİRİ OLMAYIN !

Sağlık

D Vitamini Eksikliği Baharda Daha da Yorgun Hissettiriyor