Yazı Detayı
14 Aralık 2019 - Cumartesi 12:35
 
Allah neden zulme izin veriyor?
Enes ZİYA
enesziya16@gmail.com
 
 

1) Evvela, şunu bilmek lazımdır ki, Allah sizi yarattığı zaman/yaratmadan önce siz yoktunuz ki size sorsun.

İkincisi, Allah kâinatın mutlak hâkimdir, sultanıdır. Sonsuz ilim ve hikmet sahibidir. Her şeyi en iyi bildiği ve bütün akılların yaratıcısı olduğu halde, hangi sanatı nasıl, ne zaman, nerede yaratacağı konusunda başkasına danışması düşünülemez. Sokrat’ın felsefe konusunda iki yaşındaki bir çocuğa danışması söz konusu olamayacağı gibi, bundan milyar defa daha farklı olarak Allah’ın herhangi bir konuda başkasına danışması söz konusu olamaz.

- Allah mülkün yegâne sahibidir. Evrensel bir kural olarak, “Mülk sahibi mülkünde istediği şekilde tasarruf etme hakkına sahiptir.”

O halde, Allah’ın bazı yarattıklarını taş, toprak, bitki; bazılarını fare, öküz, deve, bazılarını da insan olarak yaratmasını sorgulamak hiç kimsenin ne hakkıdır ne de haddine düşmüştür.

Her varlık, yokluktan var edildiği için yaratıcısına teşekkür etmekle yükümlüdür. Yoksa, “Fare ben de niye at olamadım; öküz niye ben de filozof olmadım; deve niye ben de insan olamadım!..” şeklindeki -hezeyan dolu- soruların ardı arkası kesilmez…

2) Önce Kur’an’a iman eden bir kimsenin Allah’ı Kur’an’dan öğrenmesi gerekir. Kur’an’da “Allah asla kimseye haksızlık etmeyeceği” defalarca vurgulanmıştır.

Öyleyse her şeyden önce -bir mümin olarak- “Allah’ın asla haksızlık ve adaletsizlik yapmayacağına” iman etmemiz şarttır. Ve bu imanımıza ters gibi görünen hususların hikmetini öğrenmeye çalışalım.

Öğrenme imkânımız olmadığı takdirde, imanımızın ön gördüğü çizgide düşünelim ve “Bu işin hikmetini bilemiyoruz; ama şunu çok iyi bilirim ki, Allah asla haksızlık etmez.” diyelim. Bu imanımızın gereğidir.

 “Eğer inkâr edecek olursanız bilin ki Allah sizden müstağnidir, hiç kimseye ve olmaz. Eğer şükrederseniz, bundan hoşnut olur. Hiçbir kimse başkasının hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ama kullarının küfre/inkâra sapmalarına razı günah yükünü taşımaz. Sonunda hepinizin dönüşü Rabbinize olacak ve O da yaptıklarınızı size tek tek bildirecek ve dilerse bunların karşılığını verecektir. Gerçekten O, kalplerin en derin yerinde olan şeyleri dahi bilir.” (Zümer, 39/7)

mealindeki ayette, Allah’ın kullarını cehenneme sürükleyecek küfür gibi bir sapkınlığa düşmelerini istemediği açıkça ifade edilmiştir. Bu da sorudaki vehmin doğru olmadığını göstermektedir.

- Allah’ın KAHHAR gibi celalli sıfatlarının manasını, Onun sonsuz izzet, azamet sahibi olduğu şeklinde anlamak gerekir. Yoksa, bunu insanları kahr-u perişan etmek anlamında algılamak yanlıştır.

- Bununla beraber, cehennem celalli sıfatların tecelli ettiği yerdir. Hiçbir insan orada olmadığı zaman da bu tecelli söz konusudur.

- Bediüzzaman Hazretlerinin aşağıdaki ifadelerini -daha iyi anlaşılması için- birkaç madde halinde vermeyi uygun buluyoruz:

a) Kâfirlerin ve zalimlerin ceza alması adaletin gereğidir: “Onu (o kâfir ve zalimi) Cehennem'e atmamak, bir yersiz merhamete mukabil, hukuklarına taarruz edilen hadsiz davacılara hadsiz merhametsizlikler olur. İşte o davacılar Cehennem'in vücudunu istedikleri gibi, izzet-i celal ve azamet-i kemal dahi kat'î isterler.

b) Eşkıyanın ceza görmesi, ilgili makamın izzet ve azametinin korunması açısından da büyük önem arz etmektedir: “Evet nasıl bir serseri âsi ve raiyete tecavüz eden bir adam, oranın izzetli hâkimine dese: "Beni hapse atamazsın ve yapamazsın." diye izzetine dokunsa, elbette o şehirde hapis olmasa da o edebsiz için bir hapis yapacak, onu içine atacak.

c) Cehennemin varlığının başka hikmetleri de vardır: “Aynen öyle de; kâfir-i mutlak, küfrüyle izzet-i celaline şiddetle dokunuyor. Ve azamet-i kudretine inkâr ile dokunduruyor. Ve kemal-i rububiyetine tecavüzüyle ilişiyor. Elbette Cehennem'in pek çok vazifeler için pek çok esbab-ı mûcibesi ve vücudunun hikmetleri olmasa da, öyle kâfirler için bir Cehennem'i halketmek ve onları içine atmak, o izzet ve celalin şe'nidir.” (Asa-yı Musa, s. 48 - 49)

3) Allah hem kazanan hem de kaybedenin kaçınılmaz olduğu bir imtihan açmıştır. Bu onun mutlak otorite ve kayıtsız iradesinin tercihidir. Bu imtihanın adalet ölçülerine göre cereyan etmesi için, akla kapı açılır, fakat insanın özgür iradesini rafa kaldıracak ve kendi tercihine imkân vermeyecek şekilde tek zorunlu istikamet gösterilmez. Aynı şartlarda bazı kimselerin iman edip bazılarının inkâr etmesi, bu gerçeğin göstergesidir.

- İnsanlar için dinin/şeriatın hükümleri geçerli olduğu gibi, hayvanlar için de fıtri şeriatın hükümleri geçerlidir. Hadislerde ifade edildiği gibi, Ahirette boynuzlu ile boynuzsuz koyun arasındaki hesaplaşma bu fıtri şeriatın hükmüne göre icra edilir.

“Kaplan gibi hayvanların helâl rızıkları, ölü hayvanlardır. Sağ hayvanları öldürüp rızık yapmak, şeriat-ı fıtriyece haramdır.” (Mesnevi-i Nuriye, s. 74)

- İnsanların imtihanları nefis ve akıl ile kalp dairesinde cereyan etmektedir. Sağlık ve servet gibi nimetler, insanların bir çoğunda nefsin şımarıklığına sebep olduğu bilinmektedir. Bela ve musibetler ise, nefsin bu şımarıklığını kırdığı için imtihanın kazanılmasında büyük rol oynamaktadır. Bu sebeple, musibetleri bazı kimseler için büyük bir nimetin mukaddimesi olarak değerlendirmek gerekir.

4) Bu soru haddinden fazla yersizdir. Ve bu soruya cevap vermek de doğru olmayabilir. Çünkü, bu soru, Allah’ın zat ve sıfatlarıyla taban tabana zıttır. EZELİ olan Allah’a arızi birer olgu olan musibetlerin arız olmasını düşünmek, Kur’an’ın tanıttığı Allah’a imanla bağdaşmaz. Birisi de kalksa “ALLAH DA BİZİM GİBİ NİYE ÖLMEZ” dese ne diyeceğiz? Bu tür bir düşünce, şeytani vesveseden kaynaklanan bir “HEZEYAN”dır.

5) Bu sorunun da cevabı yukarıda geçmiştir.

Bugün bütün dünya devletleri bir hukuk sistemini kurmuş ve bu hukuka göre insanlarla muamele ediyor. “Hak ve hukuk herkes için geçerlidir/ hukuk herkes için lazımdır.” sözü, evrensel bir değer olarak algılanmaktadır. Suçlu olanların ceza görmesinden dolayı hiç kimse, kalkıp da “hukuk sistemini ortadan kaldıralım” demez. Çünkü hukukun olmadığı yerde anarşi ve terör vardır.

Bu husus insanların adaleti için vazgeçilmez bir insanlık prensibi olduğu ve hiç kimsenin  âdil olan bir kanun koyucuyu için “kendi şahsi kaprisleri adına bu kanunları yapıp uyguluyor” demediği halde, her yaptığı işi, hak ve hakkaniyet üzere olduğu kâinatın şahadetiyle sabit olan Allah’ın ortaya koyduğu kanunları uygulamasını “şahsı için” yaptığı bir hareket olarak düşünmek ne vicdanın, ne irfanın ne de insafın kabına sığar..

Siz şükredip iman ettikten sonra Allah ne diye sizi cezalandırsın ki? Allah şükredenlerin mükâfatlarını bol bol verir ve her şeyi hakkıyla bilir.” (Nisa, 4/147)

mealindeki ayetten de Allah’ın o ulvi maksadını, şaşmaz adaletini ve sonsuz merhametini görmek mümkündür.

 
Etiketler: Allah, neden, zulme, izin, veriyor?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Nisan 2020
İnsanı aldanmaya götüren sebepler nelerdir?
12 Mart 2020
Allah yolunda samimiyet
03 Ocak 2020
Edep ve haya
31 Aralık 2019
Dinde samimiyet
30 Aralık 2019
Namaz dinin direğidir
28 Aralık 2019
Duanın Edepleri
27 Aralık 2019
Ümitsizlik hastalığı
26 Aralık 2019
Stresin kaynağı
25 Aralık 2019
Kalpler nasıl hasta olur?
24 Aralık 2019
Gerçek manada teslim olmak
23 Aralık 2019
Müslüman ve emanet
21 Aralık 2019
Ahirette kazanan olmak için
20 Aralık 2019
Ölüm anı ve sonrası
19 Aralık 2019
Ölüm ve sonrası
18 Aralık 2019
Dini Allah'a has kılmak
17 Aralık 2019
Savaşların kaynağı din midir?
16 Aralık 2019
Sabah namazının vakti
13 Aralık 2019
Hz. Peygamber'e nasıl vahiy geldi?
11 Aralık 2019
İmanla ilgili şüphe
10 Aralık 2019
Yaratılış gayemiz
09 Aralık 2019
İslam'ı doğru anlamak
07 Aralık 2019
Kolaylaştırın zorlaştırmayın
06 Aralık 2019
İnsan ve melek
05 Aralık 2019
NEFSE AĞIR GELEN İBADET : NAMAZ
02 Aralık 2019
ÖLÜYÜ MEZARA KADAR TAKİP EDEN ÜÇ ŞEY
30 Kasım 2019
GUSÜL ABDESTİ (BOY ABDESTİ) NASIL ALINIR?
29 Kasım 2019
TAKVA NEDiR?
27 Kasım 2019
Bela ve musibetler kader midir?
25 Kasım 2019
Kader değişir mi?
23 Kasım 2019
“Hayır ve Şer Allah’tandır” ifadesinin açılımı nedir?
22 Kasım 2019
Kader ve kazaya inanmak iman esası mıdır?
21 Kasım 2019
Dinde laubalilik
20 Kasım 2019
İnternet kullanımı ile ilgili hususlar
18 Kasım 2019
Cinnet hastalığının asıl sebebi ne?
16 Kasım 2019
Ahirette imdâdımız, Cennet’te saâdetimiz olsun
14 Kasım 2019
En şerefli varlık; İnsan
13 Kasım 2019
Mevlid-i Nebi Haftası
11 Kasım 2019
Son kale AİLE düşmeden
09 Kasım 2019
Cennet’te saâdetimiz olsun
07 Kasım 2019
Her şeyi ihmal ettik
05 Kasım 2019
Hatasız kul olmaz!
04 Kasım 2019
Bakıldığında Allah'ı hatırlatan Müslüman olmak!
02 Kasım 2019
Meleklerele ilgili sorular ve cevaplar
01 Kasım 2019
Meleklere İman
31 Ekim 2019
Namazı terk eden şehvetine uymuştur
29 Ekim 2019
Allah'a iman etmemenin cezası, neden ebedi cehennem?
26 Ekim 2019
Cennet’te saâdetimiz olsun
25 Ekim 2019
Bahane arayın!
24 Ekim 2019
“Acı ne güzel bir servettir!”
23 Ekim 2019
Kabre dikilen ağaç ve çiçeğin ölüye faydası
22 Ekim 2019
Üç bin yıl önce ölen ile kıyamete yakın ölenin senin kabir azabı bir olur mu?
19 Ekim 2019
Öldükten sonra amel defteri kapanmayan üç kimse
18 Ekim 2019
Ölümü istemek, ölmek için dua etmek caiz midir?
17 Ekim 2019
Ölen kimsenin ruhu dünyayla irtibat kurabilir mi?
15 Ekim 2019
Namaza konsantre olmanın engelleri
14 Ekim 2019
Ahirette hangi dili konuşacağız?
12 Ekim 2019
Yaşlılarla ilgili bir kıssa
10 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (7)
09 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (7)
08 Ekim 2019
Çocuk terbiyesi ve eğitimi
07 Ekim 2019
Duâ etmenin edepleri
05 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (7)
04 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (6)
03 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (5)
01 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (4)
27 Eylül 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (3)
26 Eylül 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (2)
25 Eylül 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (1)
21 Eylül 2019
Kur’an ve Sünnet’e başvurmalısınız…
17 Eylül 2019
Ahiretin varlığının delili
Haber Yazılımı
Kişisel verilerinizin işlendiğini ve saklandığını 6698 sayılı KVKK Md.10 aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tarafınıza bildirmek isteriz.