Yazı Detayı
09 Aralık 2019 - Pazartesi 11:49
 
İslam'ı doğru anlamak
Enes ZİYA
enesziya16@gmail.com
 
 

İslamiyet’i pek kısa bir şekilde tevhid ve istikamet olarak tarif etmek mümkündür.

Ebû Amr (veya Ebû Amre) Süfyân İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi:

- Yâ Resûlallah! Bana İslâmı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim, dedim.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” buyurdu. (Müslim, İmân 62. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 61; İbni Mâce, Fiten 12.)

İSLAM’IN TARİFİ

   Hadîs-i şerîfin râvisi Süfyân İbni Abdullah Peygamber Efendimiz’e isteğini son derece nazik sınırlar içinde arzetmiş, “Bana İslâmiyet’i tarif et” deyip geçmemiş, “Bana İslâmiyet’i öylesine özlü, açık ve kapsamlı tarif et ki, bir daha senden başkasına sorma ihtiyacı duymayayım” demiştir. İstek, olabildiğince güzel. Ancak cevabı, sanıldığı kadar kolay değildir. Resûl-i Ekrem Efendimiz’in verdiği cevabı bilmeyecek olsaydık, aynı soruya bizler ne cevap verirdik? Bir düşünmek gerek...

   Efendimiz, peygamberlik birikimi ve cevâmiü’l-kelim (az sözle engin mânâlar dile getirme) özelliği ile bu zorlu isteği, “Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol” diye iki cümlecikle cevaplamıştır. Hadisin bir rivayetinde cevap, “Rabbim Allah’tır de, sonra dosdoğru ol!” şeklindedir. Peygamber Efendimiz’in bu nefis ve veciz cevabı ile, konunun başında meâllerini verdiğimiz iki âyetteki “Rabbimiz Allah’tır deyip sonra da dosdoğru yaşayanlar...” ifadeleri arasındaki uyum pek açıktır. Yani Efendimiz’in cevabı, bu ayetlerden alınmıştır. Sünnet-i seniyyenin, Kur’ân-ı Kerîm kaynaklı olduğu bu örnekte son derece net olarak görülmektedir.

   1520 numarada tekrar gelecek olan hadisimiz, “Tevhid ve istikamet, işte size İslâmiyet” mesajını vermektedir. İstanbul’un işgali günlerinde Anglikan Kilisesi’nin İslâmiyet, fikre ve hayata ne getirmiştir?” sorusuna, o zamanlar “Dâru’l-hikmeti’l-İslâmiyye” âzasından olan Bedîüzzaman Said Nursî’nin verdiği, İslâm, fikre tevhid, hayata istikamet vermiştir” cevabı, hadisimizin bir başka şekilde ifadesinden ibaret olup son derece yerindedir.

TEVHİD VE İSTİKAMET

   Tevhid ve istikamet (doğruluk), İslâm’ın tanıtımında iki temel unsur olunca, bunların tarifi de İslâmî esaslara göre yapılacaktır. Başka düşünce ve sistemlerin tesbit ve kabullerine asla itibar edilemez. Herşeyden önce istikamethâlis bir tevhid inancına dayanmalıdır. Temelinde tevhid bulunmayan istikametten söz edilemez. Hayata istikâmet veren Allah’ın birliği inancıdır. Zira gerek âyetlerde gerekse hadisimizde “Rabbim Allah” dedikten sonra “doğru olmak”tan bahsedilmektedir. Ancak hemen işaret edelim ki, “Tevhid inancına sahip olan herkes, dürüst bir hayata sahiptir” de denilemez. Çünkü istikâmet, tevhid’in zarûrî neticesi değil, aksine tevhid, istikametin vazgeçilmez ön şartıdır.

   İstikamet üzere yaşamak, fevkalâde dikkat ve gayret ister. Yine de tam olarak başarılamayabilir. Nitekim Fussılet sûresi’nin 6. âyetinde “... Hepiniz Allah’a giden doğru yolu tutun, O’ndan bağışlanmak dileyin...” buyurulmuştur. Buradaki mağfiret isteme tavsiyesi, istikametteki kusurlarla ilgilidir. Bir hadîs-i şerîfte de Hz. Peygamber Tam anlamıyla başaramazsınız ya, siz (yine de) dosdoğru olun!” (İbni Mâce, Tahâret 4; Dârimî, Vudû 2; Muvatta’, Tahâret 36) buyurmak suretiyle doğruluğun ne kadar zor olduğunu dile getirmiş, buna rağmen dürüstlükten asla vazgeçilmemesi gerektiğini de bildirmiştir. Zira meşhur kâidedir; “Tamamı elde edilemeyenin tamamı terkedilmez.”

   Doğrulukta kalbin ve dilin dürüstlüğü pek büyük önem arzetmektedir. Kalp, beden ülkesindeki tüm organların reisidir. Tek Allah’a iman edip dürüstlüğü benimseyen bir kalp, diğer organları etkiler. Dil, kalbin tercümanıdır. Onun doğruluğu ve eğriliği de diğer organların tavırlarına tesir eder. Nitekim bir hadis-i şerifte “Her sabah bütün organların dil’e hitaben; bizim hakkımızda Allah’tan kork. Biz sana bağlıyız. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğriliriz.” (bk. 1524. hadis) dedikleri bildirilmiştir. Bu, doğru sözlü olmanın önemini göstermektedir. Hatta bir başka hadiste de Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Kalbi dürüst olmadıkça kulun imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz” (Ahmed b. Hanbel, Müsned III, 198). O halde özüyle sözüyle dosdoğru olmak gerekmektedir. Peygamberimiz’in “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” tavsiyesinin mânası budur. İslâm da bundan ibarettir.

 

 
Etiketler: İslam'ı, doğru, anlamak,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Nisan 2020
İnsanı aldanmaya götüren sebepler nelerdir?
12 Mart 2020
Allah yolunda samimiyet
03 Ocak 2020
Edep ve haya
31 Aralık 2019
Dinde samimiyet
30 Aralık 2019
Namaz dinin direğidir
28 Aralık 2019
Duanın Edepleri
27 Aralık 2019
Ümitsizlik hastalığı
26 Aralık 2019
Stresin kaynağı
25 Aralık 2019
Kalpler nasıl hasta olur?
24 Aralık 2019
Gerçek manada teslim olmak
23 Aralık 2019
Müslüman ve emanet
21 Aralık 2019
Ahirette kazanan olmak için
20 Aralık 2019
Ölüm anı ve sonrası
19 Aralık 2019
Ölüm ve sonrası
18 Aralık 2019
Dini Allah'a has kılmak
17 Aralık 2019
Savaşların kaynağı din midir?
16 Aralık 2019
Sabah namazının vakti
14 Aralık 2019
Allah neden zulme izin veriyor?
13 Aralık 2019
Hz. Peygamber'e nasıl vahiy geldi?
11 Aralık 2019
İmanla ilgili şüphe
10 Aralık 2019
Yaratılış gayemiz
07 Aralık 2019
Kolaylaştırın zorlaştırmayın
06 Aralık 2019
İnsan ve melek
05 Aralık 2019
NEFSE AĞIR GELEN İBADET : NAMAZ
02 Aralık 2019
ÖLÜYÜ MEZARA KADAR TAKİP EDEN ÜÇ ŞEY
30 Kasım 2019
GUSÜL ABDESTİ (BOY ABDESTİ) NASIL ALINIR?
29 Kasım 2019
TAKVA NEDiR?
27 Kasım 2019
Bela ve musibetler kader midir?
25 Kasım 2019
Kader değişir mi?
23 Kasım 2019
“Hayır ve Şer Allah’tandır” ifadesinin açılımı nedir?
22 Kasım 2019
Kader ve kazaya inanmak iman esası mıdır?
21 Kasım 2019
Dinde laubalilik
20 Kasım 2019
İnternet kullanımı ile ilgili hususlar
18 Kasım 2019
Cinnet hastalığının asıl sebebi ne?
16 Kasım 2019
Ahirette imdâdımız, Cennet’te saâdetimiz olsun
14 Kasım 2019
En şerefli varlık; İnsan
13 Kasım 2019
Mevlid-i Nebi Haftası
11 Kasım 2019
Son kale AİLE düşmeden
09 Kasım 2019
Cennet’te saâdetimiz olsun
07 Kasım 2019
Her şeyi ihmal ettik
05 Kasım 2019
Hatasız kul olmaz!
04 Kasım 2019
Bakıldığında Allah'ı hatırlatan Müslüman olmak!
02 Kasım 2019
Meleklerele ilgili sorular ve cevaplar
01 Kasım 2019
Meleklere İman
31 Ekim 2019
Namazı terk eden şehvetine uymuştur
29 Ekim 2019
Allah'a iman etmemenin cezası, neden ebedi cehennem?
26 Ekim 2019
Cennet’te saâdetimiz olsun
25 Ekim 2019
Bahane arayın!
24 Ekim 2019
“Acı ne güzel bir servettir!”
23 Ekim 2019
Kabre dikilen ağaç ve çiçeğin ölüye faydası
22 Ekim 2019
Üç bin yıl önce ölen ile kıyamete yakın ölenin senin kabir azabı bir olur mu?
19 Ekim 2019
Öldükten sonra amel defteri kapanmayan üç kimse
18 Ekim 2019
Ölümü istemek, ölmek için dua etmek caiz midir?
17 Ekim 2019
Ölen kimsenin ruhu dünyayla irtibat kurabilir mi?
15 Ekim 2019
Namaza konsantre olmanın engelleri
14 Ekim 2019
Ahirette hangi dili konuşacağız?
12 Ekim 2019
Yaşlılarla ilgili bir kıssa
10 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (7)
09 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (7)
08 Ekim 2019
Çocuk terbiyesi ve eğitimi
07 Ekim 2019
Duâ etmenin edepleri
05 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (7)
04 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (6)
03 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (5)
01 Ekim 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (4)
27 Eylül 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (3)
26 Eylül 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (2)
25 Eylül 2019
Ölüm ve sonrası merak edilenler (1)
21 Eylül 2019
Kur’an ve Sünnet’e başvurmalısınız…
17 Eylül 2019
Ahiretin varlığının delili
Haber Yazılımı
Kişisel verilerinizin işlendiğini ve saklandığını 6698 sayılı KVKK Md.10 aydınlatma yükümlülüğü kapsamında tarafınıza bildirmek isteriz.