‘Sıra köylünün arsalarına mı geliyor?’

Başkan Utku’nun yazılı açıklaması şöyle;

“Son günlerde Karacabey’in kırsal mahallelerinde yürütülmek istenen imar planları çalışmalarının köylerimizin gerçek ihtiyaçlarıyla bağdaşmayan, ciddi mağduriyetler ve hukuki riskler barındıran bir sürece dönüşmesi an meselesidir.

İlçemiz sınırları içinde bulunan bazı kırsal mahallelerimizde imar planlarının yapıldığı yönünde duyumlar alınmaktadır. Ancak bu noktada kamuoyunun ve belediye meclis üyelerinin yanıtını beklediği temel sorular bulunmaktadır. Yapılan bu imar planları imar kanunun hangi maddeleri uyarınca yapılmaktadır ve hangi kriterler ele alınmıştır? Belediye meclisine ve kamuoyuna neden bilgi bugüne kadar verilmemiştir?

Bu imar planları nedeniyle vatandaşların kendi ihtiyaçlarını karşılayacak ruhsatlı yapılar yapamamasından doğan mağduriyetler nasıl giderilecektir?

Belediye tarafından yapılmaya çalışılan bu planlama; zemin etütleri, harita uygulamaları, altyapı ve üstyapı ihaleleri gibi teknik başlıklarla sunulsa da, işin özü köy halkının mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen yüksek oranlı Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintileri midir?

Söz konusu plan kapsamında köylerde %45 oranında DOP kesilmesi mi öngörülmektedir?

Oysa bu oran, yasanın tanıdığı üst sınırdır. Normal şartlarda DOP oranı ihtiyaca göre belirlenir; %5 ile dahi yapılabilecek düzenlemeler mümkünken, Karacabey Belediyesi en üst sınırı mı tercih etmektedir?

Buradaki temel amaç kamusal zorunluluk ve kamu yararı mı, yoksa belediye adına köylünün arazisini elde etmek ve bu alanları daha sonra satışa çıkarmak mıdır? Karacabey Belediyesi bu çalışmayla köylünün arsalarının bir kısmını kendi mülkiyetine geçirmeyi mi planlamaktadır?

Bu çalışmaların başlatıldığı köylerde nüfus artışları incelenmiş midir?

Bu köylerde bu planlama ihtiyacını doğuracak hangi oranda nüfus artışı tespit edilmiştir?

Yoksa aksine bu köylerde nüfus azalması mı yaşanmaktadır?

Eğer nüfus artışı varsa dahi, köy yerleşik alanlarının genişletilmesi gerekirken köy içlerinde düzenleme yapılması; bu sürecin planlama ihtiyacından ziyade mülkiyet üzerinden kaynak yaratma arayışı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Daha da vahimi, köylerdeki mevcut parsel yapısıdır. Birçok vatandaşımız 100–150 m² gibi küçük alanlarda, yıllardır yaşadığı evlerde ikamet etmektedir. Büyük parsellerin önemli bir bölümü ise zaten hisselidir. Uzun yıllardır uygulanan 300 m² asgari parsel büyüklüğü bile köylerde şikâyet konusuyken, bu planla asgari parsel büyüklüğünün 500 m²’ye çıkarılması mı planlanmaktadır?

Bu durum bazı bölgelerde 4–5 parsel sahibinin zorla bir araya getirilmesi anlamına gelmektedir.

Bunun sonucu açıktır:

Vatandaşların tek çıkış yolu izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davaları olacak, parseller satışa çıkacak ve insanlar 50 yıllık ev yerlerinden koparılacaktır.

Zaten hissedar sorunlarıyla boğuşan köy halkını, yüksek DOP kesintileriyle daha da içinden çıkılmaz bir mülkiyet krizine sürüklemek akılcı değildir.

Üstelik yeni planlarda, daha önce mümkün olan ikiz, üçüz yapı ya da bağımsız bölüm uygulamalarına da izin verilmeyeceği doğru mudur?

Bu durum, aynı parsel üzerinde abi-kardeşin, baba-çocuğun yan yana ev yapma imkânını ortadan kaldırmakta; aile içi tapu anlaşmazlıklarını ve hukuki ihtilafları kaçınılmaz hâle getirmektedir.

Eğer gerçekten bir planlama ihtiyacı varsa yapılması gereken bellidir:

Köyler genişletilir, ihtiyaç olan alanlarda yeni parseller üretilir, yerleşim bu alanlara yönlendirilir. Mevcut ev yerlerinden yüksek oranda DOP kesmek ancak açık ve zorunlu bir kamusal ihtiyaç varsa mümkündür.

Karacabey Belediyesinin aklına gelen bu dâhiyane fikrin mimarı kimdir?

Ulusal basında adı sıkça yer alan, Karacabey gündeminden düşmeyen belediye başkan yardımcısı mı yoksa Belediye Başkanına “siz idareciliği ve belediyeciliği bilmiyorsunuz, haftada iki gün gelirim anlatırım” anlayışıyla görevlendirilen belediye başkan yardımcısı mı?

Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu köylerde yaşanacak her türlü mağduriyette vatandaşın yanında olduğumuzu; planlara itirazdan, kamu gücünün kötüye kullanılması dâhil tüm hukuki süreçleri kararlılıkla takip edeceğimizi halkımıza açıkça bildiririz.”