Modern şehir yaşantısında nefes almamızı güçleştiren, bunaltan, stresimizin kat sayısını artıran trafik çilesine Karacabey Trafik Komisyonu tarafından zaman zaman olduğu gibi geçtiğimiz günlerde yeni bir dokunuş gerçekleştirildi.
Tek yön uygulamasıyla yılların alışkanlıklarına tabela darbesi indiren (!) komisyon trafik çilesini ne kadar çözdü zaman gösterecek ancak görünen o ki kalıtsal sorunları çözecek dokunuşların sihirli bir tabeladan öteye geçemeyeceği gerçeği uygulamanın ilerleyen aşamalarında belki bizlere ve uygulayanlara daha görünür bir bakış açısı sunabilir. Bunu zaman gösterecek. Yine de kural koyanların küçük dokunuşlarını ilerleme ve yenilik açısından daha işlevsel olması gerektiğini düşünsem ve aşamaların daha kapsayıcı daha sağlam ve gerçekten çözüm odaklı olmasını beklesem dahi bu aşamaya gelebilmek için fazlaca zaman ve deneyim ya da en azından yazılı kural ve kaidelerin daha dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Meşhur bir halk rivayeti burada devreye giriyor. Yazılı kurallarımız kusursuz, sistemi uygulamada zorlanıyoruz. Bu efsanenin doğruluğu her alanda ayrı ayrı tartışılır tabi. Ancak içinde bulunduğumuz gündem ve hayat kalitesinin sarsılmaya başladığı bir zamanda taşı sistemden uygulamaya ve uygulamadan sisteme atmanın bizi ne kadar ileri götüreceğini bilemiyorum.
Karacabey’de yolların ve kaldırımların çilesi her iki şekilde de bir yük ve engel yarışmasına dönmüşken vatandaşın bir sabah kontağı açtığında karşılaştığı tam önündeki sokağa ‘GİRİLMEZ’ tabelasıyla küçük dokunuşlar tarafından şaşırtılması biraz beklenmedik olabilir. Onlarca yıldır belki girip çıktığınız yol için ‘çıkabilirsin’ ama ‘giremezsin’ diyorlar. Kolay bir ayrılık olmayacak elbet.
Nitekim eski alışkanlıklarından ve maalesef değişimi çok çabuk kabul edemeyen vatandaşımızın tabela ihlali yaptığını görüyoruz zaman zaman. Eh biraz zaman, biraz tolerans şart demek ki.
Oysaki yapılaşmanın yön vericileri, karar alıcıları, siyasiler ve sivil toplum kuruluşları şehir yaşanmaz hale gelmezden önce küçük bir öngörüde bulunsa daha iyi olmaz mıydı? İleri görüşlülük kavramına dayalı şehirleşme ve şehir yönetimi her iki taraf içinde (kararı uygulayan ve uygulanan) uyuma ve refaha ilerleyen bir süreçte gerekli olan ana unsurlardan biri. Bu sadece Karacabey için geçerli olan bir durum değil maalesef. Yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve bununla ilgili bu büyük ve kapsayıcı adımların atılması her detayı işleyenler için büyük genelin oluşturulmasının en önemli temeli. Bu konuda hem kamu hem de kamuoyu birlikte ilerlemeli ve iki tarafta birbirini göz önünde bulundurmalı.
Bir sokağa yeni bir binayla birlikte aynı anda 10 ya da 20 araç geleceği göz önünde bulundurularak, kağıt üzerinde kalan standartlar hayata geçirilmeli değil miydi? Karacabey’e yapacağımız dokunuşlar onu her alanda ilerletmeli ve tam çözüm odaklı olunmalı. Bir kısmını düzeltip düzeltilmeyen diğer kısmın ona olan etkisini yok saymamalıyız. Her alanda potansiyeli olan Karacabey’i küçük ama etkili ve her yönüyle düşünülmüş, tartılmış fikirler ve uygulamalarla daha ileriye taşıyabiliriz.
Lütfen daha yaşanılır bir Karacabey için daha duyarlı olalım.
