Ahmet TAŞTAN
Köşe Yazarı
Ahmet TAŞTAN
 

FİLİSTİN KONUSUNDA YAPILAN ALGILAR

"Hocam bizim sınıfta İsrail’i savunanlar devamlı konuşuyorlar fakat Filistin yanlısı öğrenciler hiç bir şey diyemeden öylece oturuyorlar." Bu sözü duyduğumda o gün okulda bir öğrenci ile aynı tartışmayı yaşamıştık. “Hocam, Filistinliler de topraklarını satmasaydı o zaman.” deyince, arkadaki öğrenci “zaten Türkleri de arkadan vurmuşlar geçmişte” deyiverdi. Sosyal medyanın algı girdabına kapılan zihinler, eteğinde ne varsa dökmeye başladılar. “Filistinliler Ermeni soykırımını desteklediler, Doğu Türkistan’daki zulüm konusunda Çin’e destek verdiler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni İsrail tanıdı... Böyle bir kaç maddeyi daha sıraladılar. Sonra “Gazze’nin masum çocukları ölüyor, İsrail orada zulüm yapıyor, sivil insanlara saldırıyor, haklı haksız herkesi öldürüyor” dediğim zaman “İsrail’de de ölüyorlar, silahsız ve eğlenen masum insanlara saldırdılar durduk yere” cevabını alıyorum. Ve beni bir telaş alıyor. Acaba farkında olmadan sosyal medya üzerinden yayınlanan bu algıyı nasıl kırabiliriz diye... İlk önce çocuklara “Oğlum bu konuyu araştırdın mı?” diye soruyorum. Cevap yok. “İnternette yazıyor ya, herkes bunu paylaşıyor ya, herhalde doğrudur” diye inanıyor. Bu korkunç bir durum. Türk milletinin kadim tarihi içinde İsrail’e karşı duruşu ve Filistin’e bakışı bellidir. Cumhurbaşkanından tutunda bütün devlet kademelerinde ve yaşı ileri olanların bu konudaki tavrı net iken, çocuklarımızın bu algı girdabında dönüp durmaları ne anlama geliyor? Anne babalar evde bu konuyu konuşmuyorlar mı? Okulda öğretmenler bu konudan bahsetmiyorlar mı? Çocuklar bizim dünyamızdan bu kadar uzak mı? Herhangi bir olayda ikiye bölünen Dünya milletleri İsrail Filistin savaşında da ikiye ayrılmış vaziyette. Bir avuç toprağa sıkışmış masum insanları ve korumasız sivilleri öldürmekten çekinmeyen bu vahşi İsrail’in kanlı tarihini görmezden gelerek nasıl hak verebiliyor gençlerimiz! Yeryüzüne insanlık dersi vermiş necip milletimiz her halükarda mazlumun ve masumun yanında yer alırken bu zihniyet de nereden türedi? Bir öğrencim de sosyal medyada Filistin’i savunmaya kalktığınız zaman linç yiyorsunuz hocam, demişti. Biz de zannediyoruz ki gençlerimiz internet üzerinden istedikleri bilgiye rahatça ulaşabiliyorlar? Meğer oralarda oluşturulan çevreler tarafından köşe sıkıştırılmış devamlı algı operasyonları ile kendi fikir örgütlerine bağlıyorlar gençlerimizi. Öyleyse, Filistinliler İsrail’e karşı direnirken, biz de bu topraklarda İsrail’i savunan zihniyet ile mücadele etmek zorundayız. Bilgisizce, araştırmadan, savundukları bu fikirlerin algı operasyonu için yapıldığını söylediğinizde, delikanlı tükürdüğünü yalamaktan sakınan bir insan tavrıyla nefsi müdafaa yaparcasına İsrail’in haklı olduğunu araştırmaya çalışıyor. Demiyor ki ben yanlış bilmişim... Demiyor ki ben araştırmadan söylemişim. Korkum şudur ki iki cümle ile algı yönetimine kapılan bu gençlik başka konularda da savrulur gider. Eskiden bunlar televizyonda idiler, internet üzerindeydiler. Yanı başımızda, bizim karşımızda, bizim içimizde... Yoklardı şimdi yanımızda ve karşımızda. Bunlar bizim çocuklarımız. Atsan atamazsın satsan satamazsın. Öyleyse ne yapmalıyız? Bir öğretmen olarak sınıflara girdiğimizde çocuklarımıza dünyanın ve ülkemizin halinden haberdar etmek için birkaç kelam etmeliyiz. Nasıl ki "oğlum temiz olun, "oğlum israf etmeyin" "lüzumsuzsa lambaları söndürün" diyoruz. Bir şeyi de iyice kavratmak lazım... Sanal medya ortamını kimlerin nasıl yönettiğini yönlendirdiğini söylemek gerekiyor. Hiçbir şey söyleyemiyorsak. “gençler internette duyduğunuz şeye hemen inanmayın, konu hakkında araştırma yapın. Bu da sizi yanlışa gitmekten alıkoyar” demek lazım. Başımıza bir şey gelir, sorun çıkar, diyerek böyle milli dini bir noktada vazife almamak, gerçekten geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlere ihanet olur. Onlar bilmiyorlar ama biz bildiklerimizle ilmî olarak, araştırarak, doğruyu söylemek zorundayız. Filistinlilerin toprakları satma yalanı konusunda internette ufacık bir araştırma yapan biri " %80’i miri/ malı (devlete ait olan mal) %20’si de özel mülkiyet olan toprakların en fazla %1'i satılmış olabilir. Çünkü İngilizler, oraya geldiğinde toprakların vergilerini fiyatlarından bile yüksek tuttular. Halk vergileri ödeyemeyince toprakları vermek zorunda kaldılar." bilgisine ulaşır. Sadece bunu bilmek bile ne kadar hatalı ve yanlış yönlendirme olduğunu anlamaya yetecektir. Bunları duyan genç fikrinden hemen vazgeçmesi gerekir ama öyle olmuyor. "Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" görevini almış kişilersek, artık vatan ve millet için söylenmesi gereken sözler konusunda ürkek, kaçak ve gevşek davranmamak lazımdır.
Ekleme Tarihi: 18 Ekim 2023 - Çarşamba

FİLİSTİN KONUSUNDA YAPILAN ALGILAR

"Hocam bizim sınıfta İsrail’i savunanlar devamlı konuşuyorlar fakat Filistin yanlısı öğrenciler hiç bir şey diyemeden öylece oturuyorlar."
Bu sözü duyduğumda o gün okulda bir öğrenci ile aynı tartışmayı yaşamıştık. “Hocam, Filistinliler de topraklarını satmasaydı o zaman.” deyince, arkadaki öğrenci “zaten Türkleri de arkadan vurmuşlar geçmişte” deyiverdi.
Sosyal medyanın algı girdabına kapılan zihinler, eteğinde ne varsa dökmeye başladılar. “Filistinliler Ermeni soykırımını desteklediler, Doğu Türkistan’daki zulüm konusunda Çin’e destek verdiler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni İsrail tanıdı... Böyle bir kaç maddeyi daha sıraladılar.
Sonra “Gazze’nin masum çocukları ölüyor, İsrail orada zulüm yapıyor, sivil insanlara saldırıyor, haklı haksız herkesi öldürüyor” dediğim zaman “İsrail’de de ölüyorlar, silahsız ve eğlenen masum insanlara saldırdılar durduk yere” cevabını alıyorum.
Ve beni bir telaş alıyor. Acaba farkında olmadan sosyal medya üzerinden yayınlanan bu algıyı nasıl kırabiliriz diye... İlk önce çocuklara “Oğlum bu konuyu araştırdın mı?” diye soruyorum. Cevap yok. “İnternette yazıyor ya, herkes bunu paylaşıyor ya, herhalde doğrudur” diye inanıyor.
Bu korkunç bir durum. Türk milletinin kadim tarihi içinde İsrail’e karşı duruşu ve Filistin’e bakışı bellidir. Cumhurbaşkanından tutunda bütün devlet kademelerinde ve yaşı ileri olanların bu konudaki tavrı net iken, çocuklarımızın bu algı girdabında dönüp durmaları ne anlama geliyor?
Anne babalar evde bu konuyu konuşmuyorlar mı? Okulda öğretmenler bu konudan bahsetmiyorlar mı? Çocuklar bizim dünyamızdan bu kadar uzak mı? Herhangi bir olayda ikiye bölünen Dünya milletleri İsrail Filistin savaşında da ikiye ayrılmış vaziyette.
Bir avuç toprağa sıkışmış masum insanları ve korumasız sivilleri öldürmekten çekinmeyen bu vahşi İsrail’in kanlı tarihini görmezden gelerek nasıl hak verebiliyor gençlerimiz!
Yeryüzüne insanlık dersi vermiş necip milletimiz her halükarda mazlumun ve masumun yanında yer alırken bu zihniyet de nereden türedi? Bir öğrencim de sosyal medyada Filistin’i savunmaya kalktığınız zaman linç yiyorsunuz hocam, demişti.
Biz de zannediyoruz ki gençlerimiz internet üzerinden istedikleri bilgiye rahatça ulaşabiliyorlar? Meğer oralarda oluşturulan çevreler tarafından köşe sıkıştırılmış devamlı algı operasyonları ile kendi fikir örgütlerine bağlıyorlar gençlerimizi.
Öyleyse, Filistinliler İsrail’e karşı direnirken, biz de bu topraklarda İsrail’i savunan zihniyet ile mücadele etmek zorundayız. Bilgisizce, araştırmadan, savundukları bu fikirlerin algı operasyonu için yapıldığını söylediğinizde, delikanlı tükürdüğünü yalamaktan sakınan bir insan tavrıyla nefsi müdafaa yaparcasına İsrail’in haklı olduğunu araştırmaya çalışıyor.
Demiyor ki ben yanlış bilmişim... Demiyor ki ben araştırmadan söylemişim. Korkum şudur ki iki cümle ile algı yönetimine kapılan bu gençlik başka konularda da savrulur gider.
Eskiden bunlar televizyonda idiler, internet üzerindeydiler. Yanı başımızda, bizim karşımızda, bizim içimizde... Yoklardı şimdi yanımızda ve karşımızda. Bunlar bizim çocuklarımız. Atsan atamazsın satsan satamazsın. Öyleyse ne yapmalıyız?
Bir öğretmen olarak sınıflara girdiğimizde çocuklarımıza dünyanın ve ülkemizin halinden haberdar etmek için birkaç kelam etmeliyiz. Nasıl ki "oğlum temiz olun, "oğlum israf etmeyin" "lüzumsuzsa lambaları söndürün" diyoruz. Bir şeyi de iyice kavratmak lazım... Sanal medya ortamını kimlerin nasıl yönettiğini yönlendirdiğini söylemek gerekiyor.
Hiçbir şey söyleyemiyorsak. “gençler internette duyduğunuz şeye hemen inanmayın, konu hakkında araştırma yapın. Bu da sizi yanlışa gitmekten alıkoyar” demek lazım. Başımıza bir şey gelir, sorun çıkar, diyerek böyle milli dini bir noktada vazife almamak, gerçekten geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlere ihanet olur. Onlar bilmiyorlar ama biz bildiklerimizle ilmî olarak, araştırarak, doğruyu söylemek zorundayız.
Filistinlilerin toprakları satma yalanı konusunda internette ufacık bir araştırma yapan biri " %80’i miri/ malı (devlete ait olan mal) %20’si de özel mülkiyet olan toprakların en fazla %1'i satılmış olabilir. Çünkü İngilizler, oraya geldiğinde toprakların vergilerini fiyatlarından bile yüksek tuttular. Halk vergileri ödeyemeyince toprakları vermek zorunda kaldılar." bilgisine ulaşır.
Sadece bunu bilmek bile ne kadar hatalı ve yanlış yönlendirme olduğunu anlamaya yetecektir. Bunları duyan genç fikrinden hemen vazgeçmesi gerekir ama öyle olmuyor.
"Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" görevini almış kişilersek, artık vatan ve millet için söylenmesi gereken sözler konusunda ürkek, kaçak ve gevşek davranmamak lazımdır.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve karacabeyhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.

deneme bonusu veren siteler https://playdotjs.com/ deneme bonusu veren bahis siteleri Bonusverensiteler deneme bonusu veren siteler meritking kingroyal deneme bonusu veren siteler güzel sözler deneme bonusu veren siteler casinorulet.com deneme bonusu veren siteler siyahbet giriş siyahbet giriş