Kamil Çağlı ile Karacabey futbolunu konuştuk

GÜNDEM (KH) - Rabia FİDAN | 02.07.2026 - 12:26, Güncelleme: 02.07.2026 - 12:27 1249 kez okundu.
 

Kamil Çağlı ile Karacabey futbolunu konuştuk

Karacabey’in değerlerini daha yakından tanımak ve şehrimize bir bellek oluşturmak adına başlattığımız söyleşilerin bu haftaki konuğu, Karacabey futbolunun öncülerinden olan Kamil Çağlı.

Bize kendinizden bahseder misiniz, Kamil Çağlı kimdir? Bursa doğumluyum; ama beş yaşımdan beri Karacabey’deyim, Liseyi İmam Hatip Lisesi'nde okudum. Sonra futbol hayatım, profesyonel futbol hayatım Karacabeyspor'la başladı; ardından Bandırmaspor ve Kemalpaşa'da oynadım, tekrar Karacabeyspor'a döndüm. Şu anda antrenör olarak Karacabey Belediye Spor'un akademi liginde U-15 takımını çalıştırıyorum. İki oğlum var, otuz dört yıllık bir evliliğim var. Futbola nasıl başladınız? Karacabey'de zaten takım sayısı azdır; şu an aktif olarak Esnafspor, Karacabey Gençlerbirliği, Karacabey Belediyespor ve Damlaspor var. Ben Gençlerbirliği'nde başladım. Rahmetli İsmail Aksoy’un lakabıyla Takırdak İsmail'in yanında başladım; genç takım, amatör takım derken sonra profesyonel takıma, Karacabey Belediye Spor'a transfer oldum; futbol yaşantım bu şekilde başladı. 1985 yılında Karacabey Çelik Spor ile Karacabey Doğu Spor birleşti ve Karacabeyspor profesyonel takımı kuruldu. İlk başkanımız rahmetli İlhami Aktar'ın öncülüğünde ve o dönemin çok değerli kaymakamı Arslan Bey'in de mücadelesiyle biz üçüncü lige çıktık. Ben de Gençlerbirliği'nden transfer olup profesyonel imza attım. O zamanlar benimle birlikte on tane Karacabeyli futbolcu vardı ve hepsi profesyonel oldu; böyle adım attık bu dünyaya. Profesyonel kariyerinizde aklınızda kalan bir anınız var mı? Çok anı var ama benim hiç aklımdan çıkmayanı şu: Bandırmaspor'a transfer olduğum dönemde bazı il ve ilçeler arasında ciddi bir rekabet ruhu olur ya; tıpkı Karacabey ile Kemalpaşa arasındaki gibi. Bandırma'da bu çok daha derindir; Bandırma "10.5" plakasıyla kendisini Balıkesir’den soyutlar, aralarında köklü bir rekabet vardır. İlk transferimin ardından Balıkesirspor ile oradaki maçta 1-0 kazandık ve o golü ben attım. Maç dönüşünde; Balıkesir'den Bandırma'ya bir saatlik yol olmasına rağmen bizi karşılayan taraftar konvoyuyla iki saatte gidebildik. Bandırma'da futbolcuların kaldığı bir lojman vardı, birden üçe kadar yatakhane katları, en üstte yemekhane. Ben yemekhanenin hemen altındaki odada kalıyorum. O gün o galibiyetin coşkusuyla, altmış yaşlarındaki bir adam beni aşağıdan alıp sırtında odama kadar çıkardı. Ben o zaman on dokuz, yirmi yaşındayım. "Ben nereye geldim, bu ne?" dedim kendi kendime. Böyle bir rekabet ruhu, böyle bir bağlılık. O beni çok etkiledi; bugün hâlâ unutamıyorum. Antrenörlüğe geçiş süreciniz nasıl oldu? Futbol sonrası ilk etapta ticarete atıldım; büfe işlettim, lokal işlettim. Ama her şeyin temelinden yapılması gerektiğini göz ardı ettim ve iflas ettim. O zaman dedim ki: "Ben diploma alacağım, antrenörlük mesleğine gireceğim." Allah razı olsun, Karacabeyspor'un o dönemki başkanı Uğur Koçak ve İlker Özdemir'in desteğiyle beni profesyonel B antrenörlük eğitimine gönderdiler; B lisansımı aldım. Antrenörlükte basamaklar şöyle sıralanıyor: B lisansı, A lisansı, UEFA Pro. En üst kademe Pro lisansı. Bu belgeler olmadan akademi takımlarını çalıştıramıyorsunuz; belgemizi aldık ve bu yolda ilerlemeye devam ediyoruz. Karacabey'de futbolun ve sporun genel durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Eski belediye başkanımız Ali Özkan döneminde başlayan bir rüzgâr var; şimdiki belediye başkanımız da bu rüzgârı sürdürüyor. Ben sadece kendi sektörüme, futbola bakıyorum; ama gözden kaçırmamak gerekir ki Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın yaptırdığı binada iki voleybol-basketbol sahası, yatakhaneler, devasa tesisler var. Bakıyorum, genç kızlar, çocuklar voleybol ve basketbol oynuyor; hem sporcu sayısı hem de seviyesi gözle görülür biçimde arttı. Futbola gelirsek, altyapının sorumlusu İlker Özdemir; Karacabey'de bu konuda gerçekten iyi işler yapıyor, elinden geleni yapıyor. Akademi ligimizde U-14, U-15, U-16, U-17 ve U-19 olmak üzere beş takımımız var. Bu takımların başında Karacabeyli hocalar çalışıyor: Cem Eren, Cumhur Türe, Kadir Çattık, Ergün Işık ve U-19'da Memduh Oruç. Belediyenin malzeme, ulaşım ve yeri geldiğinde beslenme konusundaki lojistik desteğini de göz ardı etmemek gerekir; bu destekle çocuklarımız faydalanıyor, iyi şeyler oluyor. Karacabey altyapısının en büyük sıkıntısı nedir? 1985'te benimle birlikte on Karacabeyli futbolcu profesyonel imza atmıştı; bu on kişinin sekizi takımın ilk on birindeydi. Şimdi maçlara gidiyoruz, seyrediyoruz; sahada Karacabey'den kimse yok, hep dışarıdan oyuncu. Oysa potansiyel var. 2007, 2008, 2009, 2010 jenerasyonu şu anda profesyonel takım havuzuna girecek oyuncular yetiştiriyor. Yetenekli çocuklar var yani. Peki sorun ne? Karacabey Belediyespor'un yüzde 51'inin Bursa'da Yıldırımspor'un başkanı Ekrem Sanel'e ait olması. Yüzde kırk dokuz belediyenin. Ekrem Sanel ne kadar iyi niyetli olursa olsun, takımın tamamıyla Karacabey'e ait olması çok farklı bir tablo doğururdu. O zaman altyapıya ve gençlere eğilim daha güçlü olurdu; belki ikinci ligde değil üçüncü ligde olurduk ama en azından kendi futbolcumuzu yetiştiren bir fabrika kurardık. Şu anda o fabrikamız yeni yeni kuruluyor; üretim henüz yüzde yüz değil. Dışarıdan oyuncu getiriyoruz, başkasının mutfağından yemek söylüyoruz. Biz hocalar için bu iyi bir şey değil. Az önce saydığım isimlerin çoğalması lazım; öze dönmek lazım. Başarıyı biraz zamana yayıp, önce kendi mutfağımızdan çıkan oyuncularla her sene üstüne koyarak belirli bir yere gelmek gerekiyor. Bunun için bu işe inananların sayısının artması ve tesis yatırımlarının sürmesi şart. Tesis meselesinde somut bir gelişme var mı? Şu an beş akademi takımımız bazen iki, bazen üç takım aynı anda aynı sahada antrenman yapmak zorunda kalıyor; başka yer yok. İlker Özdemir'in Ankara nezdindeki girişimleriyle bir olimpik havuz ve ek antrenman sahaları için onay çıkmış; o yönden iyi bir haber. İnşallah hayırlısı olur. Yıllar sonra dünya kupasına katıldık... Milli takım hakkında ne düşünüyorsunuz? Açıkçası, erken kalkmama rağmen son üç maçı da izlemedim. Bu ne demek? Milli takıma olan inancım yoktu. Suudi Arabistan'ı gördük, İran'ı gördük, Katar'ı gördük; bunlar kalite olarak düşük takımlar. Ama buna rağmen onların inancı bizimkinden daha fazlaydı. Ferdi gibi Arda gibi yetenekli isimler var; ama bir bütün değiliz. Şenol Güneş döneminde yakaladığımız o milli ruhu hissedemiyorum artık. Üstelik mevcut teknik direktör başarılı görünse de ben yüzde yüz inancım olmadığını söyleyeyim; yerli bir hocanın gelmesinde fayda görüyorum. Belki yanılıyorum; ama hissettiklerimi söyledim. Son olarak bir mesajınız var mı? İlk önce böyle bir yayına beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Karacabey'de çok büyük değerler var; spor camiasından biri olarak beni çağırdığınız için mutlu oldum. Bu işe emek veren çok güzel insanlar var; onlarla da bu tür çalışmalarınız devam ederse ben de çok memnun olurum. Şunu da söyleyeyim: Ben Kemalpaşa'da da oynadım, Bandırma'da da oynadım; ama ilçe düzeyinde bu tür bir çalışmayla ilk defa karşılaşıyorum. Diğer ilçelere örnek olacak bir çalışma bu, inşallah bir patlama yaratır.
Karacabey’in değerlerini daha yakından tanımak ve şehrimize bir bellek oluşturmak adına başlattığımız söyleşilerin bu haftaki konuğu, Karacabey futbolunun öncülerinden olan Kamil Çağlı.

Bize kendinizden bahseder misiniz, Kamil Çağlı kimdir?
Bursa doğumluyum; ama beş yaşımdan beri Karacabey’deyim, Liseyi İmam Hatip Lisesi'nde okudum. Sonra futbol hayatım, profesyonel futbol hayatım Karacabeyspor'la başladı; ardından Bandırmaspor ve Kemalpaşa'da oynadım, tekrar Karacabeyspor'a döndüm. Şu anda antrenör olarak Karacabey Belediye Spor'un akademi liginde U-15 takımını çalıştırıyorum. İki oğlum var, otuz dört yıllık bir evliliğim var.

Futbola nasıl başladınız?
Karacabey'de zaten takım sayısı azdır; şu an aktif olarak Esnafspor, Karacabey Gençlerbirliği, Karacabey Belediyespor ve Damlaspor var. Ben Gençlerbirliği'nde başladım. Rahmetli İsmail Aksoy’un lakabıyla Takırdak İsmail'in yanında başladım; genç takım, amatör takım derken sonra profesyonel takıma, Karacabey Belediye Spor'a transfer oldum; futbol yaşantım bu şekilde başladı.
1985 yılında Karacabey Çelik Spor ile Karacabey Doğu Spor birleşti ve Karacabeyspor profesyonel takımı kuruldu. İlk başkanımız rahmetli İlhami Aktar'ın öncülüğünde ve o dönemin çok değerli kaymakamı Arslan Bey'in de mücadelesiyle biz üçüncü lige çıktık. Ben de Gençlerbirliği'nden transfer olup profesyonel imza attım. O zamanlar benimle birlikte on tane Karacabeyli futbolcu vardı ve hepsi profesyonel oldu; böyle adım attık bu dünyaya.

Profesyonel kariyerinizde aklınızda kalan bir anınız var mı?
Çok anı var ama benim hiç aklımdan çıkmayanı şu: Bandırmaspor'a transfer olduğum dönemde bazı il ve ilçeler arasında ciddi bir rekabet ruhu olur ya; tıpkı Karacabey ile Kemalpaşa arasındaki gibi. Bandırma'da bu çok daha derindir; Bandırma "10.5" plakasıyla kendisini Balıkesir’den soyutlar, aralarında köklü bir rekabet vardır.
İlk transferimin ardından Balıkesirspor ile oradaki maçta 1-0 kazandık ve o golü ben attım. Maç dönüşünde; Balıkesir'den Bandırma'ya bir saatlik yol olmasına rağmen bizi karşılayan taraftar konvoyuyla iki saatte gidebildik.
Bandırma'da futbolcuların kaldığı bir lojman vardı, birden üçe kadar yatakhane katları, en üstte yemekhane. Ben yemekhanenin hemen altındaki odada kalıyorum. O gün o galibiyetin coşkusuyla, altmış yaşlarındaki bir adam beni aşağıdan alıp sırtında odama kadar çıkardı. Ben o zaman on dokuz, yirmi yaşındayım. "Ben nereye geldim, bu ne?" dedim kendi kendime. Böyle bir rekabet ruhu, böyle bir bağlılık. O beni çok etkiledi; bugün hâlâ unutamıyorum.

Antrenörlüğe geçiş süreciniz nasıl oldu?
Futbol sonrası ilk etapta ticarete atıldım; büfe işlettim, lokal işlettim. Ama her şeyin temelinden yapılması gerektiğini göz ardı ettim ve iflas ettim. O zaman dedim ki: "Ben diploma alacağım, antrenörlük mesleğine gireceğim."
Allah razı olsun, Karacabeyspor'un o dönemki başkanı Uğur Koçak ve İlker Özdemir'in desteğiyle beni profesyonel B antrenörlük eğitimine gönderdiler; B lisansımı aldım. Antrenörlükte basamaklar şöyle sıralanıyor: B lisansı, A lisansı, UEFA Pro. En üst kademe Pro lisansı. Bu belgeler olmadan akademi takımlarını çalıştıramıyorsunuz; belgemizi aldık ve bu yolda ilerlemeye devam ediyoruz.

Karacabey'de futbolun ve sporun genel durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Eski belediye başkanımız Ali Özkan döneminde başlayan bir rüzgâr var; şimdiki belediye başkanımız da bu rüzgârı sürdürüyor. Ben sadece kendi sektörüme, futbola bakıyorum; ama gözden kaçırmamak gerekir ki Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın yaptırdığı binada iki voleybol-basketbol sahası, yatakhaneler, devasa tesisler var. Bakıyorum, genç kızlar, çocuklar voleybol ve basketbol oynuyor; hem sporcu sayısı hem de seviyesi gözle görülür biçimde arttı.
Futbola gelirsek, altyapının sorumlusu İlker Özdemir; Karacabey'de bu konuda gerçekten iyi işler yapıyor, elinden geleni yapıyor. Akademi ligimizde U-14, U-15, U-16, U-17 ve U-19 olmak üzere beş takımımız var. Bu takımların başında Karacabeyli hocalar çalışıyor: Cem Eren, Cumhur Türe, Kadir Çattık, Ergün Işık ve U-19'da Memduh Oruç. Belediyenin malzeme, ulaşım ve yeri geldiğinde beslenme konusundaki lojistik desteğini de göz ardı etmemek gerekir; bu destekle çocuklarımız faydalanıyor, iyi şeyler oluyor.

Karacabey altyapısının en büyük sıkıntısı nedir?
1985'te benimle birlikte on Karacabeyli futbolcu profesyonel imza atmıştı; bu on kişinin sekizi takımın ilk on birindeydi. Şimdi maçlara gidiyoruz, seyrediyoruz; sahada Karacabey'den kimse yok, hep dışarıdan oyuncu.
Oysa potansiyel var. 2007, 2008, 2009, 2010 jenerasyonu şu anda profesyonel takım havuzuna girecek oyuncular yetiştiriyor. Yetenekli çocuklar var yani.
Peki sorun ne? Karacabey Belediyespor'un yüzde 51'inin Bursa'da Yıldırımspor'un başkanı Ekrem Sanel'e ait olması. Yüzde kırk dokuz belediyenin. Ekrem Sanel ne kadar iyi niyetli olursa olsun, takımın tamamıyla Karacabey'e ait olması çok farklı bir tablo doğururdu. O zaman altyapıya ve gençlere eğilim daha güçlü olurdu; belki ikinci ligde değil üçüncü ligde olurduk ama en azından kendi futbolcumuzu yetiştiren bir fabrika kurardık.
Şu anda o fabrikamız yeni yeni kuruluyor; üretim henüz yüzde yüz değil. Dışarıdan oyuncu getiriyoruz, başkasının mutfağından yemek söylüyoruz. Biz hocalar için bu iyi bir şey değil. Az önce saydığım isimlerin çoğalması lazım; öze dönmek lazım. Başarıyı biraz zamana yayıp, önce kendi mutfağımızdan çıkan oyuncularla her sene üstüne koyarak belirli bir yere gelmek gerekiyor. Bunun için bu işe inananların sayısının artması ve tesis yatırımlarının sürmesi şart.

Tesis meselesinde somut bir gelişme var mı?
Şu an beş akademi takımımız bazen iki, bazen üç takım aynı anda aynı sahada antrenman yapmak zorunda kalıyor; başka yer yok. İlker Özdemir'in Ankara nezdindeki girişimleriyle bir olimpik havuz ve ek antrenman sahaları için onay çıkmış; o yönden iyi bir haber. İnşallah hayırlısı olur.

Yıllar sonra dünya kupasına katıldık... Milli takım hakkında ne düşünüyorsunuz?
Açıkçası, erken kalkmama rağmen son üç maçı da izlemedim. Bu ne demek? Milli takıma olan inancım yoktu. Suudi Arabistan'ı gördük, İran'ı gördük, Katar'ı gördük; bunlar kalite olarak düşük takımlar. Ama buna rağmen onların inancı bizimkinden daha fazlaydı. Ferdi gibi Arda gibi yetenekli isimler var; ama bir bütün değiliz. Şenol Güneş döneminde yakaladığımız o milli ruhu hissedemiyorum artık.
Üstelik mevcut teknik direktör başarılı görünse de ben yüzde yüz inancım olmadığını söyleyeyim; yerli bir hocanın gelmesinde fayda görüyorum. Belki yanılıyorum; ama hissettiklerimi söyledim.

Son olarak bir mesajınız var mı?
İlk önce böyle bir yayına beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Karacabey'de çok büyük değerler var; spor camiasından biri olarak beni çağırdığınız için mutlu oldum. Bu işe emek veren çok güzel insanlar var; onlarla da bu tür çalışmalarınız devam ederse ben de çok memnun olurum.
Şunu da söyleyeyim: Ben Kemalpaşa'da da oynadım, Bandırma'da da oynadım; ama ilçe düzeyinde bu tür bir çalışmayla ilk defa karşılaşıyorum. Diğer ilçelere örnek olacak bir çalışma bu, inşallah bir patlama yaratır.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve karacabeyhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.